Loading...

doğru,açı ve ışın
Quiz by Emre Ozgen
Customize this quiz to suit your class
Instantly translate to 100+ languages
Tag the questions with any skills you have. Your dashboard will track each student's mastery of each skill.






Give this quiz to my class
Doğru mu? Yanlış mı? (Sebzeler, meyveler, yemekler 2)
Doğru mu yanlış mı? İyelik kipi + kişi ekleri
"SB.4.5.2. İstek ve ihtiyaçları arasındaki bilinçli seçimleri hayatına yansıtabilme" konusu için soru kökünde bir alışveriş senaryosu yaz ve şıklarda da Türkiye kültürüne uygun ve Türk lirasıyla fiyatlandırılan birkaç üründen oluşan alışveriş listesi olsun. doğru cevap bilinçli bir tüketicinin alacağı alışveriş listesi olsun.
Saygı Adası Bölüm 1: Gizemli Ada Aslı, on yaşında, hayalleri ve merakıyla dopdolu bir kız çocuğuydu. Kitap okumayı, yeni şeyler keşfetmeyi ve hayal kurmayı çok severdi. Bir gün, ailesiyle birlikte yaz tatilinde Ege kıyılarına doğru yola çıktılar. Mavinin her tonunu barındıran deniz, Aslı'yı büyülüyordu. Geminin güvertesinde durmuş, martıların özgürce uçuşunu izlerken, birden gökyüzü karardı. Şiddetli bir fırtına çıktı. Dalgalar yükseldi, gemi sağa sola savrulmaya başladı. Aslı korkudan titriyordu. Fırtına bütün gece sürdü. Sabah olduğunda, fırtına dinmişti. Aslı, güverteye çıktı ve gözlerine inanamadı. Karşılarında yemyeşil bir ada duruyordu. Gemileri, fırtınada rotasından sapmış ve bu gizemli adaya ulaşmıştı. Adanın kumsalı bembeyazdı, palmiyeler gökyüzüne uzanıyor, rengarenk çiçekler etrafı süslüyordu. Aslı, bu tropikal cenneti keşfetmek için sabırsızlanıyordu. Ailesiyle birlikte adaya çıktılar. Kumsalda yürürken, Aslı birden tuhaf bir ses duydu. "Merhaba!" dedi ses. Aslı, etrafına bakındı ama kimseyi göremedi. Ses tekrarladı: "Merhaba! Aşağı bak!" Aslı, şaşkınlıkla ayaklarının dibine baktı. Küçük, yeşil bir kaplumbağa ona gülümsüyordu. "Sen konuşabiliyor musun?" diye sordu Aslı şaşkınlıkla. "Elbette konuşabiliyorum," dedi kaplumbağa. "Benim adım Çınar. Bu adaya hoş geldiniz. Burası Saygı Adası." Aslı, heyecanla etrafına bakındı. "Saygı Adası mı?" diye tekrarladı. "Ne kadar ilginç bir isim!" Çınar, "Evet," dedi. "Bu adada yaşayan herkes birbirine ve doğaya saygı gösterir. Saygı, burada en önemli kuraldır." Aslı, adada konuşan hayvanlarla dolu olduğunu fark etti. Bir papağan ona meyve ikram etti, bir maymun ona yol gösterdi, bir sincap onunla oyun oynamak istedi. Aslı, bu sıra dışı adaya ve dost canlısı hayvanlara hayran kalmıştı. Akşam olduğunda, Aslı ve ailesi, kumsalda ateş yakıp yemek yediler. Çınar ve diğer hayvanlar da onlara katıldı. Aslı, hayvanlardan adanın tarihini ve saygının önemini dinledi. Hayvanlar, ona saygılı davranışların adada nasıl sihirli bir etki yarattığını anlattılar. Aslı, o gece uyumadan önce, Saygı Adası'nda geçirdiği bu inanılmaz günü düşündü. Bu ada, ona saygı hakkında çok şey öğretecek gibiydi. Bölüm 2: Saygı Dersleri Aslı, Saygı Adası'nda geçirdiği her gün yeni bir şey öğreniyordu. Çınar ve diğer hayvanlar, ona saygının farklı yönlerini gösteriyorlardı. Bir gün, Çınar, Aslı'yı ormanın derinliklerine götürdü. Orada, yaşlı ve bilge bir baykuşla karşılaştılar. Baykuşun adı Bilge'ydi. Bilge, Aslı'ya kendine saygı duymanın önemini anlattı. "Kendine saygı duymak," dedi Bilge, "kendi değerini bilmek, kendine güvenmek ve kendini sevmek demektir. Kendine saygı duyduğunda, başkalarının da sana saygı duymasını sağlarsın." Aslı, Bilge'nin sözlerini dikkatle dinledi. Kendine saygı duymanın, güçlü ve mutlu olmak için ne kadar önemli olduğunu anladı. Başka bir gün, Aslı, adanın en hızlı koşucusu olan bir çitayla tanıştı. Çitanın adı Şimşek'ti. Şimşek, Aslı'ya başkalarına saygı duymanın önemini anlattı. "Başkalarına saygı duymak," dedi Şimşek, "onların fikirlerine, duygularına ve farklılıklarına değer vermek demektir. Herkesin farklı olduğunu ve herkesin saygıyı hak ettiğini unutmamalısın." Aslı, Şimşek'in sözlerini düşündü. Arkadaşlarına, ailesine, öğretmenlerine ve hatta tanımadığı insanlara karşı nasıl saygılı davranması gerektiğini anladı. Aslı, adadaki hayvanlardan doğaya saygı duymayı da öğrendi. Çiçekleri koparmamayı, ağaçlara zarar vermemeyi, hayvanları rahatsız etmemeyi öğrendi. Doğanın, tüm canlılar için önemli olduğunu ve korunması gerektiğini anladı. Aslı, Saygı Adası'nda geçirdiği her gün, saygılı davranışlar sergiledi. Hayvanlara yardım etti, onların sözlerini dinledi, onlarla oyun oynadı. Saygılı davrandıkça, adadaki hayvanlar ona daha çok sevgi gösterdi. Aslı, saygının insanları bir araya getiren ve mutlu eden bir güç olduğunu anladı. Bölüm 3: Ada Sınavı Aslı, Saygı Adası'nda haftalar geçirmişti. Artık adaya ve hayvanlara alışmıştı. Onları çok seviyor ve onlardan ayrılmak istemiyordu. Ancak bir gün, Çınar ona önemli bir şey söyledi. "Aslı," dedi Çınar, "Saygı Adası'ndan ayrılma zamanın geldi." Aslı, bu sözlere çok üzüldü. "Ama ben burada kalmak istiyorum," dedi. Çınar, "Biliyorum Aslı," dedi. "Ama burası senin gerçek evin değil. Aileni ve arkadaşlarını özlemiş olmalısın. Ayrıca, burada öğrendiklerini gerçek dünyada da uygulamalısın." Aslı, Çınar'ın haklı olduğunu biliyordu. Ama yine de adadan ayrılmak ona zor geliyordu. "Endişelenme Aslı," dedi Çınar. "Saygı Adası'ndan ayrılmadan önce, bir sınavdan geçmen gerekiyor. Bu sınavı geçersen, sana sihirli bir hediye vereceğiz." Aslı, sınavı duyduğunda heyecanlandı. "Ne sınavı?" diye sordu merakla. "Saygı Sınavı," dedi Çınar. "Bu sınavda, gerçek hayatta karşılaşabileceğin saygıyla ilgili zorluklarla karşı karşıya kalacaksın. Eğer bu zorlukları saygılı bir şekilde aşabilirsen, sınavı geçersin." Aslı, sınava hazır olduğunu söyledi. Çınar, onu ormanın ortasındaki bir açıklığa götürdü. Açıklıkta, farklı hayvanlar bekliyordu. Her hayvan, Aslı'ya farklı bir zorluk sunacaktı. İlk zorluğu, Bilge sordu. Bilge, Aslı'ya kendisine hakaret eden bir çocuğa nasıl tepki vereceğini sordu. Aslı, Bilge'nin öğrettiği gibi, kendine saygı duyarak ve sakin bir şekilde cevap verdi. İkinci zorluğu, Şimşek sordu. Şimşek, Aslı'ya fikirlerine katılmadığı bir arkadaşına nasıl davranması gerektiğini sordu. Aslı, Şimşek'in öğrettiği gibi, arkadaşının fikirlerine saygı duyarak ve onu incitmeden kendi fikrini söyledi. Diğer hayvanlar da Aslı'ya farklı zorluklar sundular. Aslı, her zorluğu Saygı Adası'nda öğrendiklerini kullanarak aştı. Sonunda, tüm hayvanlar Aslı'nın sınavı geçtiğini kabul ettiler. Çınar, Aslı'ya yaklaştı ve ona küçük bir kutu uzattı. "Aslı," dedi, "Saygı Sınavı'nı başarıyla tamamladın. Bu, senin hediyen." Aslı, kutuyu açtı. İçinde, parlak bir madalya vardı. Madalyanın üzerinde "Saygı Elçisi" yazıyordu. "Bu madalya," dedi Çınar, "saygılı bir insan olduğunu gösteriyor. Nereye gidersen git, bu madalyayı taşı ve saygıyı yaymaya devam et." Aslı, madalyayı boynuna taktı ve Çınar'a sarıldı. Saygı Adası'ndan ayrılmak üzücü olsa da, öğrendiklerini asla unutmayacaktı. Bölüm 4: Eve Dönüş Ertesi gün, Aslı ve ailesi, kurtarma ekipleri tarafından bulundu. Gemiye bindiklerinde, Aslı arkasına baktı ve Saygı Adası'na el salladı. Hayvan dostlarını ve öğrendiği değerleri asla unutmayacaktı. Eve döndüklerinde, Aslı, Saygı Adası'nda öğrendiklerini uygulamaya başladı. Ailesine, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve hatta tanımadığı insanlara karşı daha saygılı davranıyordu. Onların fikirlerine değer veriyor, onlara yardım ediyor, onları incitmekten kaçınıyordu. Aslı, doğaya karşı da daha saygılı davranıyordu. Çiçekleri koparmıyor, ağaçlara zarar vermiyor, çöplerini yere atmıyordu. Doğanın güzelliğini ve önemini koruyordu. Aslı'nın saygılı davranışları, etrafındaki insanları da etkiledi. Arkadaşları, onun gibi saygılı olmaya çalıştılar. Ailesi, onunla gurur duydu. Öğretmenleri, onu örnek gösterdi. Aslı, Saygı Elçisi madalyasını her zaman boynunda taşıdı. Bu madalya, ona saygının önemini hatırlatıyordu. Aslı, saygının dünyayı daha güzel bir yer yaptığını biliyordu. Ve o, bu güzelliği yaymak için elinden geleni yapacaktı.
Yalancı Çoban ve Sihirli Koyun Bir zamanlar, yemyeşil tepelerle çevrili küçük bir köyde, Can adında genç bir çoban yaşarmış. Can, köyün dışındaki geniş meralarda, babasının koyun sürüsünü otlatırmış. Günlerini güneşin altında, kuşların cıvıltıları eşliğinde geçirir, koyunlarını otlatırken düdük çalarak vakit geçirirdi. Can, neşeli ve enerjik bir çocuktu ama aynı zamanda biraz da yaramazdı. Sık sık canı sıkılırdı ve eğlence arardı. Bir gün, yine koyunlarını otlatırken, aklına bir fikir geldi. Köye koşup, "Kurtlar! Kurtlar! Koyunlara saldırıyorlar!" diye bağırdı. Köylüler, Can'ın çığlıklarını duyunca hemen ellerine sopaları ve kürekleri alıp yardıma koştular. Ancak meraya vardıklarında, kurtlar yerine huzur içinde otlayan koyunları gördüler. Can, köylülerin telaşlı ve endişeli hallerine bakıp kahkaha attı. "Şaka yaptım!" dedi. "Sizi kandırdım!" Köylüler, Can'ın bu davranışına çok kızdılar. Ona güvenmelerinin önemli olduğunu, yalan söylemenin yanlış olduğunu anlattılar. Can, yaptığı hatayı anladı ve özür diledi. Bir daha asla yalan söylemeyeceğine söz verdi. Ancak Can, bir süre sonra yine sıkıldı ve aynı şakayı tekrar yapmaya karar verdi. Tekrar köye koşup, "Kurtlar! Kurtlar! Koyunlara saldırıyorlar!" diye bağırdı. Köylüler, yine endişeyle meraya koştular ama yine bir kurtla karşılaşmadılar. Can, yine onların telaşlı hallerine gülerek, "Şaka yaptım!" dedi. Bu sefer köylüler çok daha kızgındı. Can'a güvenlerinin tamamen kırıldığını söylediler. Bir daha yalan söylerse, ona asla inanmayacaklarını ve yardım etmeyeceklerini belirttiler. Can, yaptığı hatanın ciddiyetini daha iyi anladı ve tekrar özür diledi. Birkaç gün sonra, Can koyunlarını otlatırken, gerçekten bir kurt sürüsüyle karşılaştı. Kurtlar, aç ve vahşi bir şekilde koyunlara saldırmaya başladılar. Can, korku içinde köye doğru koştu ve "Kurtlar! Kurtlar! Gerçekten kurtlar var!" diye bağırdı. Ancak bu sefer köylüler, Can'ın sözlerine inanmadılar. "Yine yalan söylüyor," dediler. "Bizi kandırmaya çalışma!" Can, yalvarsa da, yakarsa da köylüler yardımına gelmediler. Can, çaresizce meraya geri döndü. Kurtlar, koyunların çoğunu parçalamıştı. Can, çok üzgündü. Hem koyunlarını kaybettiği için hem de yalan söylediği için pişmandı. O günden sonra, Can bir daha asla yalan söylemedi. Doğruluğun ve dürüstlüğün önemini tüm kalbiyle anladı. Can, zamanla köyün en güvenilir insanlarından biri oldu. Herkes ona inanır ve saygı duyardı. Can, yaşadığı deneyim sayesinde, doğruluğun ve dürüstlüğün insan ilişkilerinde ne kadar önemli olduğunu öğrendi.
Yerli Malı ve Zaman Yolculuğu Bölüm 1: Esrarengiz Sandık (1000 kelime) Defne, dördüncü sınıfa giden, tarih ve bilim meraklısı bir kız çocuğuydu. Özellikle geçmişe yolculuk yapmayı, atalarının nasıl yaşadığını görmeyi hayal ederdi. Aralık ayının ortalarında, okulda Yerli Malı Haftası kutlanıyordu. Defne, öğretmeninin yerli malı kullanmanın önemini anlattığını duymuştu ama bu konu ona biraz sıkıcı ve eski moda gelmişti. “Şimdi kim yerli malı ile uğraşır ki?” diye düşünüyordu. Bir gün, tavan arasında eski eşyaların arasında gezinirken, tozlu bir sandık buldu. Sandığın üzerinde garip semboller ve eski bir dilde yazılar vardı. Merakla sandığı açtı. İçerisinde eski bir defter, tuhaf bir alet ve üzerinde tarih yazan küçük bir kese vardı. Kesede, eski paralar ve üzerinde "Yerli Malı" yazan bir rozet vardı. Defne, heyecanla defteri açtı ve okumaya başladı. Defter, büyük büyük dedesine aitti ve içinde zaman yolculuğu ile ilgili bilgiler, çizimler ve formüller vardı! Defne, büyük büyük dedesinin zaman yolculuğu yapabildiğine inanamıyordu. Defterdeki çizimlere bakılırsa, elindeki alet de bir zaman yolculuğu cihazıydı. Acaba hala çalışıyor muydu? Tarih yazan keseyi açtı ve içindeki paraları inceledi. Hepsi Osmanlı dönemine ait paralarmış. Rozeti eline aldı, parlak ve gurur verici bir görüntüsü vardı. Defne, o anda büyük büyük dedesinin izinden gitmeye, zaman yolculuğu yaparak yerli malı haftasının geçmişte nasıl kutlandığını görmeye karar verdi. Bölüm 2: Osmanlı Döneminde Yerli Malı (1500 kelime) Defne, cihazın üzerindeki düğmelere basarak tarihi ayarladı ve kendini bir anda bambaşka bir yerde buldu. Etrafında ahşap evler, dar sokaklar ve Osmanlı kıyafetleri giymiş insanlar vardı. Bir pazaryerindeydi ve tezgahlar rengarenk kumaşlar, el yapımı takılar, bakır kaplar ve seramiklerle doluydu. İnsanlar, birbirleriyle selamlaşıyor, alışveriş yapıyor ve gülümsüyorlardı. Defne, hayranlıkla etrafı inceliyordu. Bir tezgahın önünde duran yaşlı bir adam, Defne'nin meraklı bakışlarını fark etti. "Hoş geldin kızım," dedi gülümseyerek. "Ne arıyorsun?" Defne, biraz çekinerek, "Ben... ben gelecekten geldim," dedi. "Yerli Malı Haftası'nı araştırıyorum." Yaşlı adam şaşırdı ama gülümsemesi yüzünden eksik olmadı. "Öyle mi?" dedi. "O halde doğru yerdesin. Burada her şey yerli malı. Kendi ürettiğimiz, kendi emeğimizle yaptığımız ürünler." Defne, tezgahlardaki ürünlere daha dikkatli baktı. El dokuması halılar, işlemeli yazmalar, ahşap oymalar... Her şey özenle ve sevgiyle yapılmış gibiydi. "Peki," diye sordu Defne, "Yerli Malı Haftası'nı nasıl kutluyorsunuz?" Yaşlı adam, "Haftanın belirli günlerinde, yerli üreticiler ürünlerini sergilerler," diye açıkladı. "İnsanlar da yerli malı kullanmanın önemini hatırlar, yerli ürünleri tercih ederler. Böylece hem kendi esnafımızı destekleriz hem de paramız ülkemizde kalır." Defne, yaşlı adamın anlattıklarını dikkatle dinledi. O zamanlar yerli malı kullanmanın, vatanseverlik ve dayanışma ile yakından ilişkili olduğunu anladı. Pazaryerinde dolaşırken, Defne, bir grup çocuğun oyun oynadığını gördü. Çocuklar, tahtadan yapılmış topaçlar çeviriyor, bez bebeklerle oynuyor, kendi yaptıkları uçurtmaları uçuruyorlardı. Defne, onlara katıldı ve oyunlarına ortak oldu. Çocuklar, Defne'ye kendi yaptıkları oyuncakları ve oyunları anlattılar. Defne, onların yaratıcılığına ve becerikliliğine hayran kaldı. Akşam olduğunda, Defne, misafirperver bir ailenin evinde konuk edildi. Aile, ona yöresel yemekler ikram etti. Yemekler, Defne'nin daha önce hiç tatmadığı kadar lezzetliydi. Aile, ona kendi ürettikleri sebzeleri, meyveleri ve tahılları anlattı. Defne, o gece, yerli malı kullanmanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda sağlıklı ve doğal bir yaşam tarzı olduğunu da anladı. Bölüm 3: Cumhuriyet Döneminde Yerli Malı (1500 kelime) Defne, zaman yolculuğu cihazını kullanarak bu sefer Cumhuriyet dönemine gitti. Kendini modern bir şehirde buldu. Sokaklarda arabalar, binalar ve şık giyimli insanlar vardı. Bir okulun bahçesinde, Yerli Malı Haftası kutlaması vardı. Öğrenciler, ellerinde Türk bayrakları ile şarkılar söylüyor, şiirler okuyor ve oyunlar oynuyorlardı. Defne, onlara katıldı ve coşkuyla kutlamaya eşlik etti. Bir öğretmen, Defne'ye yaklaştı ve "Hoş geldin," dedi. "Sen de mi Yerli Malı Haftası'nı kutlamaya geldin?" Defne, "Evet," dedi. "Hem de çok uzaklardan." Öğretmen gülümsedi. "O halde," dedi, "gel seninle sergimizi gezelim." Defne, öğretmenle birlikte sınıfları gezdi. Sınıflarda, öğrencilerin yaptığı yerli malı ürünleri sergileniyordu. Resimler, el işleri, maketler, deneyler... Defne, çocukların yaratıcılığına ve yeteneklerine hayran kaldı. Bir sınıfta, öğrenciler yerli malı ile ilgili bir oyun oynuyorlardı. Oyunda, öğrenciler, yerli malı ürünleri tanımaya ve özelliklerini anlatmaya çalışıyorlardı. Defne de oyuna katıldı ve bildiklerini paylaştı. Başka bir sınıfta, öğrenciler yerli malı ile ilgili şarkılar söylüyorlardı. Defne, şarkıların sözlerine dikkatle kulak verdi. Şarkılarda, yerli malı kullanmanın önemi, ülkemizin kalkınması ve bağımsızlığı vurgulanıyordu. Defne, Cumhuriyet döneminde yerli malı haftasının, milli birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirmek, ülke ekonomisine destek olmak ve yerli üretimi teşvik etmek amacıyla kutlandığını anladı. Okuldan ayrılırken, Defne, bir grup öğrencinin sokakta yürüyüş yaptığını gördü. Öğrenciler, ellerinde "Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı" yazılı pankartlar taşıyorlardı. Defne, onlara katıldı ve sloganlar atarak yürüdü. O gün, Defne, yerli malı haftasının sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir bilinçlendirme ve eğitim faaliyeti olduğunu anladı. Bölüm 4: Günümüzde Yerli Malı ve Defne'nin Kararı (1000 kelime) Defne, zaman yolculuğu cihazını kullanarak kendi zamanına geri döndü. Artık yerli malı haftasına bakış açısı tamamen değişmişti. Geçmişte yaptığı yolculuklar, ona yerli malı kullanmanın önemini, tarihsel ve kültürel boyutunu derinlemesine anlama fırsatı vermişti. Okuldaki Yerli Malı Haftası etkinliklerine katılırken, artık daha bilinçli ve ilgiliydi. Öğretmeninin anlattıklarını can kulağıyla dinliyor, arkadaşlarıyla yerli malı hakkında sohbet ediyor, kendi yaptığı yerli malı ürünleri gururla sergiliyordu. Defne, sadece okulda değil, günlük hayatında da yerli malı kullanmaya özen göstermeye başladı. Alışveriş yaparken yerli üretim ürünleri tercih ediyor, ailesine ve arkadaşlarına da yerli malı kullanmanın önemini anlatıyordu. Artık Defne, yerli malı haftasının sadece bir hafta değil, her zaman hatırlanması ve uygulanması gereken bir ilke olduğunu biliyordu. Yerli malı kullanmanın, ülkesine, milletine ve kendisine yaptığı bir yatırım olduğunu anlamıştı. Defne, zaman yolculuğu macerasını ve öğrendiklerini bir deftere yazdı. Bu defteri, ileride kendi çocuklarına ve torunlarına bırakmayı düşündü. Çünkü biliyordu ki, yerli malı bilinci, nesilden nesile aktarılması gereken önemli bir mirasti.
Gemini ile sohbet 2. Sınıf düzeyinde masal Taslakları göster 2. Sınıf Düzeyinde Bir Masal: Minik Ayı ve Bal Kavanozu Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Derin, karanlık bir ormanın ortasında minik bir ayı yaşarmış. Adı Balıydı. Balı, ormanın en tatlı meyvelerini sever, özellikle de balı çok severmiş. Bir gün, annesi ona kocaman bir bal kavanozu getirmiş. Balı sevinçten havalara sıçramış. Hemen kaşıkla bal kavanozuna dalmış. Ama kavanoz o kadar büyükmüş ki, Balı ne kadar yeseymiş doymuyormuş. “Bütün bu balı yalnız başıma nasıl bitireceğim?” diye düşünmüş Balı. Tam o sırada, ormanın en çevik sincabı Çıtır, Balı'nın yanına gelmiş. Çıtır, Balı'nın bal kavanozunu görünce gözleri parlamış. "Balı, o kocaman kavanozu yalnız başına bitiremezsin. Benimle paylaşır mısın?" demiş Çıtır. Balı, Çıtır'ın bu teklifine çok sevinmiş. İkisi birlikte bal kavanozunu paylaşmışlar. Balı, bal yerken Çıtır da fındıklarını Balı'ya ikram etmiş. O günden sonra Balı ve Çıtır en iyi arkadaş olmuşlar. Birlikte oyunlar oynamışlar, ormanda maceralar yaşamışlar. Balı, bal kavanozunu paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu anlamış. Artık her zaman arkadaşlarıyla paylaşmayı öğrenmişti. Masalın Öğüdü: Paylaşmak güzeldir. Paylaştıkça çoğalır. Bu masalı daha da eğlenceli hale getirmek için: Seslendirme: Masalı seslendirerek çocukların dikkatini çekebilirsiniz. Resimler: Masalı anlatırken görsel materyaller kullanabilirsiniz. Sorular: Masalın sonunda çocuklara sorular sorarak anladıklarını pekiştirebilirsiniz. Örneğin, "Balı neden sevinmişti?", "Çıtır neden balı paylaşmak istemişti?", "Bu masaldan ne öğrendik?" gibi sorular sorabilirsiniz. Rol Oynama: Çocuklarla birlikte masalı canlandırabilirsiniz. Bu masal, 2. sınıf öğrencilerine paylaşma, arkadaşlık ve mutluluk kavramlarını eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlamaktadır. Başka bir masal mı istersiniz? Örneğin, hayvanlar, doğa, sayılar veya harfler üzerine odaklanan bir masal olabilir. Üçer ritmik sayma ile masal Taslakları göster Üçer Üçer Sayarak Bir Masal Minik Tavşan ve Renkli Yumurtalar Varmış, yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, sevimli bir tavşan yaşarmış. Adı Pamuk'muş. Pamuk, Paskalya'ya çok az kalmışken renkli yumurtalar toplamak için ormana gitmiş. Ormanın en güzel çiçeklerinin arasında zıplayarak ilerlerken, "Bir, iki, üç!" diye sayarak ilk renkli yumurtayı bulmuş. Mor rengindeydi ve üzerinde sevimli bir tavşan resmi vardı. Çok sevinmiş Pamuk! "Dört, beş, altı!" diye sayarak bu sefer mavi bir yumurta bulmuş. Üzerinde ise parlak yıldızlar vardı. Pamuk, bulduğu her yumurta için zıplayıp sevinç çığlıkları atıyormuş. "Yedi, sekiz, dokuz!" diye sayarken kırmızı bir yumurta bulmuş. Üzerinde ise büyük bir havuç resmi vardı. Pamuk'ın en sevdiği yiyecek! Ormanda dolaşmaya devam etmiş Pamuk. "On bir, on iki, on üç..." diye sayarken sarı bir yumurta bulmuş. Üzerinde ise güneş resmi vardı. Pamuk, bu kadar çok renkli yumurta topladığı için çok mutlu olmuş. Eve döndüğünde annesine göstermiş tüm yumurtaları. Annesi de çok sevinmiş ve Pamuk'u öpmüş. O gece, Pamuk renkli yumurtaları yatağının yanına dizmiş ve uykuya dalmış. Masalımızın Öğüdü: Sayılarla oynamak ve nesneleri saymak hem eğlenceli hem de öğretici! Bu masalı daha eğlenceli hale getirmek için: Üçer üçer sayma: Çocuklarla birlikte masalı okurken yumurtaları buldukça üçer üçer sayabilirsiniz. Renkleri öğrenme: Her yumurtanın rengini söyleyerek çocuklara renkleri öğretebilirsiniz. Resim çizme: Çocuklara yumurtaların üzerindeki resimleri çizmelerini isteyebilirsiniz. Oyun oynama: Renkli yumurtalarla saklambaç veya toplama oyunları oynayabilirsiniz. Bu masal, 2. sınıf öğrencilerine üçer üçer saymayı, renkleri ve Paskalya gibi özel günleri eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlamaktadır. Başka bir masal mı istersiniz? Örneğin, bir ormanda kaybolan bir kuşun macerası veya bir bahçedeki çiçeklerin büyüme hikayesi gibi farklı konularda masallar anlatabilirim. 3'er ritmik sayma masal Taslakları göster Üçer Üçer Sayan Minik Kurt Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Derin, karanlık bir ormanda minik bir kurt yaşarmış. Adı Aslan'mış ama minicik olduğu için ona hep Minik Aslan derlermiş. Minik Aslan, her gün avlanmak için ormanda dolaşırmış. Bir gün, ormanın en büyük ağacının altında kocaman bir sepet bulmuş. Sepetin içinde de parlak kırmızı elmalar varmış! Minik Aslan çok sevinmiş. "Bir, iki, üç!" diye sayarak ilk elmayı almış. "Dört, beş, altı!" diye sayarak ikinci elmayı almış. "Yedi, sekiz, dokuz!" diye sayarak üçüncü elmayı almış. Minik Aslan, sepetten üçer üçer elma alarak saymaya devam etmiş. "On, on bir, on iki... on yedi, on sekiz, on dokuz!" derken sepet boşalmış. O kadar çok elma toplamış ki, hepsini birden taşıyamazmış. O zaman akıllı bir fikir bulmuş. Ormanın diğer hayvanlarına da elma dağıtmaya karar vermiş. "Tavşan kardeş, üç elma sana!" demiş. "Sincap kardeş, üç elma sana!" diye devam etmiş. Ormanın tüm hayvanlarına eşit şekilde elma dağıtmış. O günden sonra Minik Aslan, her bulduğu şeyi üçer üçer saymaya başlamış. Çam kozalağı toplarken, meşe palamudu toplarken hep üçer üçer sayarmış. Böylece hem eğlenmiş hem de sayıları daha iyi öğrenmiş. Masalımızın Öğüdü: Üçer üçer saymak hem eğlenceli hem de faydalı! Bu masalı daha eğlenceli hale getirmek için: Seslendirme: Masalı seslendirerek çocukların dikkatini çekebilirsiniz. Resimler: Masalı anlatırken görsel materyaller kullanabilirsiniz. Hareketler: Minik Aslan'ın elma sayarken yaptığı hareketleri taklit edebilirsiniz. Oyun: Çocuklarla birlikte elma sayma oyunu oynayabilirsiniz. Bu masal, 2. sınıf öğrencilerine üçer üçer saymayı eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlamaktadır. Başka bir masal mı istersiniz? Örneğin, bir ormanda kaybolan bir kuşun macerası veya bir bahçedeki çiçeklerin büyüme hikayesi gibi farklı konularda masallar anlatabilirim. 2. Sınıf uzaylı masal Taslakları göster Uzaylı Minik ve Dünya Macerası Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir gezegende minik bir uzaylı yaşarmış. Adı Minik'miş. Minik, gezegeninde sıkılmış, yeni yerler görmek istiyormuş. Bir gün, babasının eski uzay gemisini bulmuş ve gizlice Dünya'ya gitmeye karar vermiş. Uzay gemisine binip Dünya'ya doğru yola çıkmış Minik. Dünya'ya vardığında, her şey çok farklıymış. Gökyüzünde uçan kuşlar, okyanuslarda yüzen balıklar ve rengarenk çiçeklerle dolu ormanlar görmüş. Şaşkınlıkla etrafına bakınırken, bir anda bir kediyle karşılaşmış. Kedi, Minik'i merakla süzmüş. Minik de kediyi. Bir süre birbirlerine baktıktan sonra, kedi miyavlayarak Minik'e doğru yaklaşmış. Minik de kediye elini uzatmış. İnanılmaz! Kedi, Minik'in elini burnuyla koklamış ve sonra arkadaşça mırlamış. Minik, Dünya'da çok eğlenmiş. Kediyle oyunlar oynamış, ağaçlara tırmanmış, denizde yüzmüş. Bir gün, bir de kelebek görmüş. Kelebek, rengarenk kanatlarıyla Minik'in etrafında uçuşmuş. Minik, kelebeğin güzelliğine hayran kalmış. Günler hızla geçmiş. Minik, Dünya'da çok mutluymuş ama özlemi de artmaya başlamış. Bir akşam, uzay gemisine binerek gezegenine dönmeye karar vermiş. Dünya'dan ayrılırken, kedi ve kelebeğe el sallamış. Gezegenine döndüğünde, ailesine Dünya'daki maceralarını anlatmış. Onlar da Minik'in anlattıklarına çok şaşırmış ve mutlu olmuş. Minik, Dünya'da öğrendiği her şeyi arkadaşlarına anlatmış. O günden sonra, Minik'in gezegeninde Dünya hakkında birçok şey öğrenilmiş.
MATEMATİK DEĞERLENDİRME TESTİ