Loading...
Give this quiz to my class
ILE 3 - Unit 7
Kalansız Bölünebilme Bir doğal sayı, bir sayma sayısına bölündüğünde kalan 0 (sıfır) oluyorsa bu işleme denir. 2 İle Bölünebilme Birler basamağındaki rakam 0,2,4,6,8 olan sayılar kalansız bölünebilir. Çift Sayılar İki ile kalansız bölünebilen sayılara denir. Tek Sayılar İki ile kalansız bölünemeyen (1 kalanını veren) sayılara denir. 3 İle Bölünebilme Kuralı Bir doğal sayının basamaklarındaki rakamların sayı değerleri toplamı 3 ile kalansız (tam) bölünebilir. 4 İle Bölünebilme Son iki basamağı 00 veya 4'ün katı olan sayılar kalansız bölünebilir. 5 İle Bölünebilme Bir doğal sayının birler basamağındaki rakam 0 veya 5 ise bu sayı kalansız bölünebilir. 6 İle Bölünebilme Bir sayı hem 2 hem de 3 ile kalansız bölünebiliyorsa bu sayı kalansız bölünebilir. 9 İle Bölünebilme Bir doğal sayının basamaklarındaki rakamların sayı değerleri toplamı 9 ile kalansız (tam) bölünüyorsa bu sayı kalansız (tam) bölünebilir. 10 İle Bölünebilme Bir doğal sayının birler basamağındaki rakam 0 ise bu sayı kalansız bölünebilir. Asal sayı 1 ve kendisinden başka hiç bir sayma sayısına tam bölünemeyen 1'den büyük doğal sayılara denir Çarpan Ağacı Bir sayının asal çarpanlarını bulmak için çizilen şema. Ortak Kat İki ya da daha fazla doğal sayının katları arasından ortak olanlarına denir.
Ahlak ve vatandaşlık eğitimi 1- yurttaşlık ile ilgili temel kavramları açıklar 2-yurttaşlık çeşitlerini fark eder 3-yurttaş olarak sahip olunan hak ve sorumlulukların önemini fark eder. 4 - devlet ve yurttaş arasındaki ilişkiyi açıklar 5-yurttaş olarak üzerine düşen hak görev ve sorumluluklara örnekler verir 6- içerisinde yer aldığı grup ve kurumlara bireysel katkısını tartışır. 7- yakın çevresindeki toplumsal gereksinimlerin karşılanmasına yönelik bir proje tasarlar.
Gemini ile sohbet 2. Sınıf düzeyinde masal Taslakları göster 2. Sınıf Düzeyinde Bir Masal: Minik Ayı ve Bal Kavanozu Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Derin, karanlık bir ormanın ortasında minik bir ayı yaşarmış. Adı Balıydı. Balı, ormanın en tatlı meyvelerini sever, özellikle de balı çok severmiş. Bir gün, annesi ona kocaman bir bal kavanozu getirmiş. Balı sevinçten havalara sıçramış. Hemen kaşıkla bal kavanozuna dalmış. Ama kavanoz o kadar büyükmüş ki, Balı ne kadar yeseymiş doymuyormuş. “Bütün bu balı yalnız başıma nasıl bitireceğim?” diye düşünmüş Balı. Tam o sırada, ormanın en çevik sincabı Çıtır, Balı'nın yanına gelmiş. Çıtır, Balı'nın bal kavanozunu görünce gözleri parlamış. "Balı, o kocaman kavanozu yalnız başına bitiremezsin. Benimle paylaşır mısın?" demiş Çıtır. Balı, Çıtır'ın bu teklifine çok sevinmiş. İkisi birlikte bal kavanozunu paylaşmışlar. Balı, bal yerken Çıtır da fındıklarını Balı'ya ikram etmiş. O günden sonra Balı ve Çıtır en iyi arkadaş olmuşlar. Birlikte oyunlar oynamışlar, ormanda maceralar yaşamışlar. Balı, bal kavanozunu paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu anlamış. Artık her zaman arkadaşlarıyla paylaşmayı öğrenmişti. Masalın Öğüdü: Paylaşmak güzeldir. Paylaştıkça çoğalır. Bu masalı daha da eğlenceli hale getirmek için: Seslendirme: Masalı seslendirerek çocukların dikkatini çekebilirsiniz. Resimler: Masalı anlatırken görsel materyaller kullanabilirsiniz. Sorular: Masalın sonunda çocuklara sorular sorarak anladıklarını pekiştirebilirsiniz. Örneğin, "Balı neden sevinmişti?", "Çıtır neden balı paylaşmak istemişti?", "Bu masaldan ne öğrendik?" gibi sorular sorabilirsiniz. Rol Oynama: Çocuklarla birlikte masalı canlandırabilirsiniz. Bu masal, 2. sınıf öğrencilerine paylaşma, arkadaşlık ve mutluluk kavramlarını eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlamaktadır. Başka bir masal mı istersiniz? Örneğin, hayvanlar, doğa, sayılar veya harfler üzerine odaklanan bir masal olabilir. Üçer ritmik sayma ile masal Taslakları göster Üçer Üçer Sayarak Bir Masal Minik Tavşan ve Renkli Yumurtalar Varmış, yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, sevimli bir tavşan yaşarmış. Adı Pamuk'muş. Pamuk, Paskalya'ya çok az kalmışken renkli yumurtalar toplamak için ormana gitmiş. Ormanın en güzel çiçeklerinin arasında zıplayarak ilerlerken, "Bir, iki, üç!" diye sayarak ilk renkli yumurtayı bulmuş. Mor rengindeydi ve üzerinde sevimli bir tavşan resmi vardı. Çok sevinmiş Pamuk! "Dört, beş, altı!" diye sayarak bu sefer mavi bir yumurta bulmuş. Üzerinde ise parlak yıldızlar vardı. Pamuk, bulduğu her yumurta için zıplayıp sevinç çığlıkları atıyormuş. "Yedi, sekiz, dokuz!" diye sayarken kırmızı bir yumurta bulmuş. Üzerinde ise büyük bir havuç resmi vardı. Pamuk'ın en sevdiği yiyecek! Ormanda dolaşmaya devam etmiş Pamuk. "On bir, on iki, on üç..." diye sayarken sarı bir yumurta bulmuş. Üzerinde ise güneş resmi vardı. Pamuk, bu kadar çok renkli yumurta topladığı için çok mutlu olmuş. Eve döndüğünde annesine göstermiş tüm yumurtaları. Annesi de çok sevinmiş ve Pamuk'u öpmüş. O gece, Pamuk renkli yumurtaları yatağının yanına dizmiş ve uykuya dalmış. Masalımızın Öğüdü: Sayılarla oynamak ve nesneleri saymak hem eğlenceli hem de öğretici! Bu masalı daha eğlenceli hale getirmek için: Üçer üçer sayma: Çocuklarla birlikte masalı okurken yumurtaları buldukça üçer üçer sayabilirsiniz. Renkleri öğrenme: Her yumurtanın rengini söyleyerek çocuklara renkleri öğretebilirsiniz. Resim çizme: Çocuklara yumurtaların üzerindeki resimleri çizmelerini isteyebilirsiniz. Oyun oynama: Renkli yumurtalarla saklambaç veya toplama oyunları oynayabilirsiniz. Bu masal, 2. sınıf öğrencilerine üçer üçer saymayı, renkleri ve Paskalya gibi özel günleri eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlamaktadır. Başka bir masal mı istersiniz? Örneğin, bir ormanda kaybolan bir kuşun macerası veya bir bahçedeki çiçeklerin büyüme hikayesi gibi farklı konularda masallar anlatabilirim. 3'er ritmik sayma masal Taslakları göster Üçer Üçer Sayan Minik Kurt Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Derin, karanlık bir ormanda minik bir kurt yaşarmış. Adı Aslan'mış ama minicik olduğu için ona hep Minik Aslan derlermiş. Minik Aslan, her gün avlanmak için ormanda dolaşırmış. Bir gün, ormanın en büyük ağacının altında kocaman bir sepet bulmuş. Sepetin içinde de parlak kırmızı elmalar varmış! Minik Aslan çok sevinmiş. "Bir, iki, üç!" diye sayarak ilk elmayı almış. "Dört, beş, altı!" diye sayarak ikinci elmayı almış. "Yedi, sekiz, dokuz!" diye sayarak üçüncü elmayı almış. Minik Aslan, sepetten üçer üçer elma alarak saymaya devam etmiş. "On, on bir, on iki... on yedi, on sekiz, on dokuz!" derken sepet boşalmış. O kadar çok elma toplamış ki, hepsini birden taşıyamazmış. O zaman akıllı bir fikir bulmuş. Ormanın diğer hayvanlarına da elma dağıtmaya karar vermiş. "Tavşan kardeş, üç elma sana!" demiş. "Sincap kardeş, üç elma sana!" diye devam etmiş. Ormanın tüm hayvanlarına eşit şekilde elma dağıtmış. O günden sonra Minik Aslan, her bulduğu şeyi üçer üçer saymaya başlamış. Çam kozalağı toplarken, meşe palamudu toplarken hep üçer üçer sayarmış. Böylece hem eğlenmiş hem de sayıları daha iyi öğrenmiş. Masalımızın Öğüdü: Üçer üçer saymak hem eğlenceli hem de faydalı! Bu masalı daha eğlenceli hale getirmek için: Seslendirme: Masalı seslendirerek çocukların dikkatini çekebilirsiniz. Resimler: Masalı anlatırken görsel materyaller kullanabilirsiniz. Hareketler: Minik Aslan'ın elma sayarken yaptığı hareketleri taklit edebilirsiniz. Oyun: Çocuklarla birlikte elma sayma oyunu oynayabilirsiniz. Bu masal, 2. sınıf öğrencilerine üçer üçer saymayı eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlamaktadır. Başka bir masal mı istersiniz? Örneğin, bir ormanda kaybolan bir kuşun macerası veya bir bahçedeki çiçeklerin büyüme hikayesi gibi farklı konularda masallar anlatabilirim. 2. Sınıf uzaylı masal Taslakları göster Uzaylı Minik ve Dünya Macerası Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir gezegende minik bir uzaylı yaşarmış. Adı Minik'miş. Minik, gezegeninde sıkılmış, yeni yerler görmek istiyormuş. Bir gün, babasının eski uzay gemisini bulmuş ve gizlice Dünya'ya gitmeye karar vermiş. Uzay gemisine binip Dünya'ya doğru yola çıkmış Minik. Dünya'ya vardığında, her şey çok farklıymış. Gökyüzünde uçan kuşlar, okyanuslarda yüzen balıklar ve rengarenk çiçeklerle dolu ormanlar görmüş. Şaşkınlıkla etrafına bakınırken, bir anda bir kediyle karşılaşmış. Kedi, Minik'i merakla süzmüş. Minik de kediyi. Bir süre birbirlerine baktıktan sonra, kedi miyavlayarak Minik'e doğru yaklaşmış. Minik de kediye elini uzatmış. İnanılmaz! Kedi, Minik'in elini burnuyla koklamış ve sonra arkadaşça mırlamış. Minik, Dünya'da çok eğlenmiş. Kediyle oyunlar oynamış, ağaçlara tırmanmış, denizde yüzmüş. Bir gün, bir de kelebek görmüş. Kelebek, rengarenk kanatlarıyla Minik'in etrafında uçuşmuş. Minik, kelebeğin güzelliğine hayran kalmış. Günler hızla geçmiş. Minik, Dünya'da çok mutluymuş ama özlemi de artmaya başlamış. Bir akşam, uzay gemisine binerek gezegenine dönmeye karar vermiş. Dünya'dan ayrılırken, kedi ve kelebeğe el sallamış. Gezegenine döndüğünde, ailesine Dünya'daki maceralarını anlatmış. Onlar da Minik'in anlattıklarına çok şaşırmış ve mutlu olmuş. Minik, Dünya'da öğrendiği her şeyi arkadaşlarına anlatmış. O günden sonra, Minik'in gezegeninde Dünya hakkında birçok şey öğrenilmiş.
Yerli Malı ve Zaman Yolculuğu Bölüm 1: Esrarengiz Sandık (1000 kelime) Defne, dördüncü sınıfa giden, tarih ve bilim meraklısı bir kız çocuğuydu. Özellikle geçmişe yolculuk yapmayı, atalarının nasıl yaşadığını görmeyi hayal ederdi. Aralık ayının ortalarında, okulda Yerli Malı Haftası kutlanıyordu. Defne, öğretmeninin yerli malı kullanmanın önemini anlattığını duymuştu ama bu konu ona biraz sıkıcı ve eski moda gelmişti. “Şimdi kim yerli malı ile uğraşır ki?” diye düşünüyordu. Bir gün, tavan arasında eski eşyaların arasında gezinirken, tozlu bir sandık buldu. Sandığın üzerinde garip semboller ve eski bir dilde yazılar vardı. Merakla sandığı açtı. İçerisinde eski bir defter, tuhaf bir alet ve üzerinde tarih yazan küçük bir kese vardı. Kesede, eski paralar ve üzerinde "Yerli Malı" yazan bir rozet vardı. Defne, heyecanla defteri açtı ve okumaya başladı. Defter, büyük büyük dedesine aitti ve içinde zaman yolculuğu ile ilgili bilgiler, çizimler ve formüller vardı! Defne, büyük büyük dedesinin zaman yolculuğu yapabildiğine inanamıyordu. Defterdeki çizimlere bakılırsa, elindeki alet de bir zaman yolculuğu cihazıydı. Acaba hala çalışıyor muydu? Tarih yazan keseyi açtı ve içindeki paraları inceledi. Hepsi Osmanlı dönemine ait paralarmış. Rozeti eline aldı, parlak ve gurur verici bir görüntüsü vardı. Defne, o anda büyük büyük dedesinin izinden gitmeye, zaman yolculuğu yaparak yerli malı haftasının geçmişte nasıl kutlandığını görmeye karar verdi. Bölüm 2: Osmanlı Döneminde Yerli Malı (1500 kelime) Defne, cihazın üzerindeki düğmelere basarak tarihi ayarladı ve kendini bir anda bambaşka bir yerde buldu. Etrafında ahşap evler, dar sokaklar ve Osmanlı kıyafetleri giymiş insanlar vardı. Bir pazaryerindeydi ve tezgahlar rengarenk kumaşlar, el yapımı takılar, bakır kaplar ve seramiklerle doluydu. İnsanlar, birbirleriyle selamlaşıyor, alışveriş yapıyor ve gülümsüyorlardı. Defne, hayranlıkla etrafı inceliyordu. Bir tezgahın önünde duran yaşlı bir adam, Defne'nin meraklı bakışlarını fark etti. "Hoş geldin kızım," dedi gülümseyerek. "Ne arıyorsun?" Defne, biraz çekinerek, "Ben... ben gelecekten geldim," dedi. "Yerli Malı Haftası'nı araştırıyorum." Yaşlı adam şaşırdı ama gülümsemesi yüzünden eksik olmadı. "Öyle mi?" dedi. "O halde doğru yerdesin. Burada her şey yerli malı. Kendi ürettiğimiz, kendi emeğimizle yaptığımız ürünler." Defne, tezgahlardaki ürünlere daha dikkatli baktı. El dokuması halılar, işlemeli yazmalar, ahşap oymalar... Her şey özenle ve sevgiyle yapılmış gibiydi. "Peki," diye sordu Defne, "Yerli Malı Haftası'nı nasıl kutluyorsunuz?" Yaşlı adam, "Haftanın belirli günlerinde, yerli üreticiler ürünlerini sergilerler," diye açıkladı. "İnsanlar da yerli malı kullanmanın önemini hatırlar, yerli ürünleri tercih ederler. Böylece hem kendi esnafımızı destekleriz hem de paramız ülkemizde kalır." Defne, yaşlı adamın anlattıklarını dikkatle dinledi. O zamanlar yerli malı kullanmanın, vatanseverlik ve dayanışma ile yakından ilişkili olduğunu anladı. Pazaryerinde dolaşırken, Defne, bir grup çocuğun oyun oynadığını gördü. Çocuklar, tahtadan yapılmış topaçlar çeviriyor, bez bebeklerle oynuyor, kendi yaptıkları uçurtmaları uçuruyorlardı. Defne, onlara katıldı ve oyunlarına ortak oldu. Çocuklar, Defne'ye kendi yaptıkları oyuncakları ve oyunları anlattılar. Defne, onların yaratıcılığına ve becerikliliğine hayran kaldı. Akşam olduğunda, Defne, misafirperver bir ailenin evinde konuk edildi. Aile, ona yöresel yemekler ikram etti. Yemekler, Defne'nin daha önce hiç tatmadığı kadar lezzetliydi. Aile, ona kendi ürettikleri sebzeleri, meyveleri ve tahılları anlattı. Defne, o gece, yerli malı kullanmanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda sağlıklı ve doğal bir yaşam tarzı olduğunu da anladı. Bölüm 3: Cumhuriyet Döneminde Yerli Malı (1500 kelime) Defne, zaman yolculuğu cihazını kullanarak bu sefer Cumhuriyet dönemine gitti. Kendini modern bir şehirde buldu. Sokaklarda arabalar, binalar ve şık giyimli insanlar vardı. Bir okulun bahçesinde, Yerli Malı Haftası kutlaması vardı. Öğrenciler, ellerinde Türk bayrakları ile şarkılar söylüyor, şiirler okuyor ve oyunlar oynuyorlardı. Defne, onlara katıldı ve coşkuyla kutlamaya eşlik etti. Bir öğretmen, Defne'ye yaklaştı ve "Hoş geldin," dedi. "Sen de mi Yerli Malı Haftası'nı kutlamaya geldin?" Defne, "Evet," dedi. "Hem de çok uzaklardan." Öğretmen gülümsedi. "O halde," dedi, "gel seninle sergimizi gezelim." Defne, öğretmenle birlikte sınıfları gezdi. Sınıflarda, öğrencilerin yaptığı yerli malı ürünleri sergileniyordu. Resimler, el işleri, maketler, deneyler... Defne, çocukların yaratıcılığına ve yeteneklerine hayran kaldı. Bir sınıfta, öğrenciler yerli malı ile ilgili bir oyun oynuyorlardı. Oyunda, öğrenciler, yerli malı ürünleri tanımaya ve özelliklerini anlatmaya çalışıyorlardı. Defne de oyuna katıldı ve bildiklerini paylaştı. Başka bir sınıfta, öğrenciler yerli malı ile ilgili şarkılar söylüyorlardı. Defne, şarkıların sözlerine dikkatle kulak verdi. Şarkılarda, yerli malı kullanmanın önemi, ülkemizin kalkınması ve bağımsızlığı vurgulanıyordu. Defne, Cumhuriyet döneminde yerli malı haftasının, milli birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirmek, ülke ekonomisine destek olmak ve yerli üretimi teşvik etmek amacıyla kutlandığını anladı. Okuldan ayrılırken, Defne, bir grup öğrencinin sokakta yürüyüş yaptığını gördü. Öğrenciler, ellerinde "Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı" yazılı pankartlar taşıyorlardı. Defne, onlara katıldı ve sloganlar atarak yürüdü. O gün, Defne, yerli malı haftasının sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir bilinçlendirme ve eğitim faaliyeti olduğunu anladı. Bölüm 4: Günümüzde Yerli Malı ve Defne'nin Kararı (1000 kelime) Defne, zaman yolculuğu cihazını kullanarak kendi zamanına geri döndü. Artık yerli malı haftasına bakış açısı tamamen değişmişti. Geçmişte yaptığı yolculuklar, ona yerli malı kullanmanın önemini, tarihsel ve kültürel boyutunu derinlemesine anlama fırsatı vermişti. Okuldaki Yerli Malı Haftası etkinliklerine katılırken, artık daha bilinçli ve ilgiliydi. Öğretmeninin anlattıklarını can kulağıyla dinliyor, arkadaşlarıyla yerli malı hakkında sohbet ediyor, kendi yaptığı yerli malı ürünleri gururla sergiliyordu. Defne, sadece okulda değil, günlük hayatında da yerli malı kullanmaya özen göstermeye başladı. Alışveriş yaparken yerli üretim ürünleri tercih ediyor, ailesine ve arkadaşlarına da yerli malı kullanmanın önemini anlatıyordu. Artık Defne, yerli malı haftasının sadece bir hafta değil, her zaman hatırlanması ve uygulanması gereken bir ilke olduğunu biliyordu. Yerli malı kullanmanın, ülkesine, milletine ve kendisine yaptığı bir yatırım olduğunu anlamıştı. Defne, zaman yolculuğu macerasını ve öğrendiklerini bir deftere yazdı. Bu defteri, ileride kendi çocuklarına ve torunlarına bırakmayı düşündü. Çünkü biliyordu ki, yerli malı bilinci, nesilden nesile aktarılması gereken önemli bir mirasti.
I Le contrat de vente classique 1. L’intérêt pour la PMI de connaître la diversité des contrats commerciaux Les PME-PMI sont régulièrement amenées à conclure des contrats commerciaux. Il est donc nécessaire pour l’assistant(e) de gestion de connaître les différents contrats et les règles qui les régissent. 2. Le transfert de propriété Dès qu’il y a accord entre le vendeur et l’acheteur, il y a transfert de propriété. L’acheteur doit donc assumer les risques dès le transfert de propriété. Pour pallier ce risque, il peut prévoir dans le contrat une clause de réserve en propriété, qui a pour effet de différer le transfert de la propriété et des risques qu’il entraine jusqu'à conclusion totale du contrat. 3. Les obligations des parties Les garanties dans le contrat de vente se décomposent ainsi : Les garanties obligatoires : o la garantie légale de conformité permettant au client d’obtenir la réparation, le remboursement ou le remplacement du produit défectueux o la garantie contre les vices cachés : se sont des défauts non visibles au moment de l’achat qui rendent le bien inutilisable Les garanties complémentaires ou commerciales : elles sont facultatives pour le client. Elles peuvent être gratuites (mise à disposition d’un produit au client durant une réparation) ou payantes (extension de garantie pour l’achat d’une machine à laver) Exercice d’application 4. Les recours possibles Lorsqu’une procédure est engagée, la juridiction compétente pour statuer l’affaire est le tribunal de commerce du défendeur si le client et l’entreprise sont des commerçants. Les sanctions les plus courantes sont : - infliger des pénalités de retard - obtenir une réduction de prix - faire exécuter le contrat par une autre entreprise - obtenir des dommages et intérêts II Les particularités du contrat de vente commerciale Le contrat présente certaines particularités que la PME doit connaitre : On peut donc considérer qu’un bon de commande est un contrat de vente commerciale, dans la mesure où il réunit ses clauses. Enfin, il existe des situations ou les engagements peuvent différés. C’est le cas : - de la vente à distance : le client dispose d’un délai de rétractation de 14 jours - la vente avec arrhes : si le client verse des arrhes, il pourra annuler le contrat mais perdra le montant versé à l’entreprise. III Les contrats de maintenance et de sous6traitance 1. Le contrat de maintenance C’est un contrat par lequel une entreprise se charge de vérifier, d’entretenir ou de réparer un appareil technique ou une installation complexe. Il doit donc spécifier : - la définition de la prestation et le lieu de réalisation - la durée du contrat - le prix unitaire ou forfaitaire 2. Le contrat de sous-traitance Il permet à une entreprise appelée « donneur d’ordre » de confier la réalisation d’une prestation à une autre entreprise appelée « sous traitant ». L’entreprise s’engage à payer le sous traitant selon les modalités prévues dans le contrat et reste donc responsable de la réalisation de la prestation devant le client. Avantages et inconvénients de la sous-traitance : IV Créer un contrat via un réseau de franchise Afin de développer son activité, l’assistant(e) de gestion peut conclure des contrats commerciaux avec des partenaires étrangers La franchise est une méthode de collaboration entre, d’une part, une entreprise, le franchiseur, et, d’autre part, une ou plusieurs entreprises, les franchisés. Son objet est d’exploiter un concept de franchise mis au point par le franchiseur. Tous sont porteurs de la même enseigne, symbole de l’identité et de la réputation du réseau. La garantie de qualité est assurée par la transmission et le contrôle du respect du savoir-faire et par la mise à disposition d’une gamme homogène de produits, de services et/ou de technologies. a. Le franchiseur C’est un entrepreneur indépendant qui a mis au point et exploité avec succès un concept original dans plusieurs unités pilotes. Il apporte à ses franchisés une formation initiale et permanente pour leur permettre d’appliquer son concept et consacre à la promotion de sa marque, à la recherche et à l’innovation, les moyens humains et financiers permettant d’assurer le développement et la pérennité de son concept. b. Le franchisé C’est un entrepreneur indépendant sélectionné par le franchiseur. Il doit avoir la volonté de collaborer loyalement à la réussite du réseau de franchise en adhérant au principe d’homogénéité de ce réseau, tel que défini par le franchiseur. Il engage des moyens financiers, afin de rétribuer le franchiseur pour ses apports (paiement d’un droit d’entrée et d’un pourcentage sur le chiffre d’affaires). c. Les avantages et les inconvénients du contrat de franchise pour le franchiseur et pour le franchisé. Avantages Inconvénients Franchiseur – Développer son réseau à moindres frais. – Faire des économies d’échelle. – Maîtriser le développement de son concept. – Développer son image, sa notoriété. – Augmenter ses parts de marché. – Accroître son chiffre d’affaires. – Organiser des campagnes publicitaires à l’échelon national. – Transmettre son savoir-faire à des commerçants indépendants. – Assurer une assistance technique et des formations. – Avoir des franchisés qui déprécient l’image de l’entreprise. Franchisé – Avoir une notoriété dès l’ouverture du commerce. – Rester un commerçant indépendant et être responsable de son entreprise. – Bénéficier du savoir-faire du franchiseur. – Bénéficier d’une assistance technique, de formations, d’une logistique d’approvisionnements, etc. – Respecter la charte et les normes du franchiseur, ce qui limite sa liberté de commerçant indépendant. – S’acquitter des droits d’entrée et de redevance. – Avoir une obligation d’approvisionnement exclusif chez le franchiseur. d. Les clés de la réussite de cette forme de commerce Les clés de la réussite sont : – la collaboration commerciale et technique ; – l’association du savoir-faire du franchiseur et de l’esprit entrepreneurial du franchisé ; – les structures organisationnelles sont plus simples et plus économiques qu’en succursalisme car un bon franchisé est motivé et n’a pas besoin d’être poussé ; – c’est un système rapide et évolutif pour couvrir un marché car investissements et compétences sont partagées. e. Les chiffres clés de la franchise en 2019 f. La typologie des franchisés • 60% des franchisés sont des hommes • 50% des franchisés ont entre 35 et 49 ans • 66% des franchisés sont d’anciens salariés du privé • Chaque franchisé emploie en moyenne 7 salariés • 84% des réseaux sont toujours la propriété de leur fondateur • Chaque réseau crée en moyenne 8 nouveaux points de vente par an • 29% des réseaux ont des points de vente à l’étranger
ILE3 Unit 12 phrases
ILE3 Unit 10 USA