Loading...

Kendimi Değerlendiriyorum/6.sınıf Fen
Quiz by Ahmet EREN
Customize this quiz to suit your class
Instantly translate to 100+ languages
Tag the questions with any skills you have. Your dashboard will track each student's mastery of each skill.
Give this quiz to my class









LATIHAN KENDIRI BAB 10
Gemini ile sohbet Fatih'in kalemi masal Taslakları göster Fatih'in Sihirli Kalemi Masalı Fatih adında meraklı bir çocuk varmış. Fatih, günlerini kitap okumak ve çizmek ile geçirir, hayal dünyasında kaybolurdu. Bir gün, dedesinin eski sandığının içinde çok özel bir kalem bulur. Kalem, üzerinde garip işaretlerle doluymuş ve Fatih'in eline alır almaz ılık bir ışık yaymaya başlamış. Fatih, kalemi alıp defterine çizmeye başlar. Çizdiği her şey bir anda hayata geçmeye başlar! Bir kuş çizdi mi, kuş uçmaya başlar. Bir çiçek çizdi mi, kokusu burnuna gelir. Fatih çok şaşırır ve sevinir. Artık kendi dünyasını kendisi yaratabilirdi. Günler geçer, Fatih kalemiyle harika şeyler yapar. Ormanlar yaratır, denizler oluşturur, hatta kendi hayvanat bahçesini bile yapar. Ama bir süre sonra kalemin gücü onu korkutmaya başlar. Bir yanlışlıkla çok büyük bir canavar çizer ve canavar, Fatih'in odasında koşturmaya başlar. Fatih çok korkar ve ne yapacağını bilemez. Tam o sırada, dedesi odaya girer. Fatih, olanları dedesine anlatır. Dedesi gülümser ve şöyle der: "Bu kalem çok özel bir güç taşıyor, evladım. Ama her gücün bir sorumluluğu vardır. Bu kalemi dikkatli kullanmalısın." Dedesi, Fatih'e kalemin nasıl kullanılacağını öğretir. Fatih, dedesinin sözlerini dinler ve canavarı çizdiği gibi yok eder. O günden sonra Fatih, kalemi dikkatli kullanmaya başlar. Çizimleriyle insanlara mutluluk verir, dünyayı daha güzel bir yer yapmaya çalışır. Fatih'in sihirli kalemi, onun için sadece bir oyuncak değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk olmuştur.
Saygı Adası Bölüm 1: Gizemli Ada Aslı, on yaşında, hayalleri ve merakıyla dopdolu bir kız çocuğuydu. Kitap okumayı, yeni şeyler keşfetmeyi ve hayal kurmayı çok severdi. Bir gün, ailesiyle birlikte yaz tatilinde Ege kıyılarına doğru yola çıktılar. Mavinin her tonunu barındıran deniz, Aslı'yı büyülüyordu. Geminin güvertesinde durmuş, martıların özgürce uçuşunu izlerken, birden gökyüzü karardı. Şiddetli bir fırtına çıktı. Dalgalar yükseldi, gemi sağa sola savrulmaya başladı. Aslı korkudan titriyordu. Fırtına bütün gece sürdü. Sabah olduğunda, fırtına dinmişti. Aslı, güverteye çıktı ve gözlerine inanamadı. Karşılarında yemyeşil bir ada duruyordu. Gemileri, fırtınada rotasından sapmış ve bu gizemli adaya ulaşmıştı. Adanın kumsalı bembeyazdı, palmiyeler gökyüzüne uzanıyor, rengarenk çiçekler etrafı süslüyordu. Aslı, bu tropikal cenneti keşfetmek için sabırsızlanıyordu. Ailesiyle birlikte adaya çıktılar. Kumsalda yürürken, Aslı birden tuhaf bir ses duydu. "Merhaba!" dedi ses. Aslı, etrafına bakındı ama kimseyi göremedi. Ses tekrarladı: "Merhaba! Aşağı bak!" Aslı, şaşkınlıkla ayaklarının dibine baktı. Küçük, yeşil bir kaplumbağa ona gülümsüyordu. "Sen konuşabiliyor musun?" diye sordu Aslı şaşkınlıkla. "Elbette konuşabiliyorum," dedi kaplumbağa. "Benim adım Çınar. Bu adaya hoş geldiniz. Burası Saygı Adası." Aslı, heyecanla etrafına bakındı. "Saygı Adası mı?" diye tekrarladı. "Ne kadar ilginç bir isim!" Çınar, "Evet," dedi. "Bu adada yaşayan herkes birbirine ve doğaya saygı gösterir. Saygı, burada en önemli kuraldır." Aslı, adada konuşan hayvanlarla dolu olduğunu fark etti. Bir papağan ona meyve ikram etti, bir maymun ona yol gösterdi, bir sincap onunla oyun oynamak istedi. Aslı, bu sıra dışı adaya ve dost canlısı hayvanlara hayran kalmıştı. Akşam olduğunda, Aslı ve ailesi, kumsalda ateş yakıp yemek yediler. Çınar ve diğer hayvanlar da onlara katıldı. Aslı, hayvanlardan adanın tarihini ve saygının önemini dinledi. Hayvanlar, ona saygılı davranışların adada nasıl sihirli bir etki yarattığını anlattılar. Aslı, o gece uyumadan önce, Saygı Adası'nda geçirdiği bu inanılmaz günü düşündü. Bu ada, ona saygı hakkında çok şey öğretecek gibiydi. Bölüm 2: Saygı Dersleri Aslı, Saygı Adası'nda geçirdiği her gün yeni bir şey öğreniyordu. Çınar ve diğer hayvanlar, ona saygının farklı yönlerini gösteriyorlardı. Bir gün, Çınar, Aslı'yı ormanın derinliklerine götürdü. Orada, yaşlı ve bilge bir baykuşla karşılaştılar. Baykuşun adı Bilge'ydi. Bilge, Aslı'ya kendine saygı duymanın önemini anlattı. "Kendine saygı duymak," dedi Bilge, "kendi değerini bilmek, kendine güvenmek ve kendini sevmek demektir. Kendine saygı duyduğunda, başkalarının da sana saygı duymasını sağlarsın." Aslı, Bilge'nin sözlerini dikkatle dinledi. Kendine saygı duymanın, güçlü ve mutlu olmak için ne kadar önemli olduğunu anladı. Başka bir gün, Aslı, adanın en hızlı koşucusu olan bir çitayla tanıştı. Çitanın adı Şimşek'ti. Şimşek, Aslı'ya başkalarına saygı duymanın önemini anlattı. "Başkalarına saygı duymak," dedi Şimşek, "onların fikirlerine, duygularına ve farklılıklarına değer vermek demektir. Herkesin farklı olduğunu ve herkesin saygıyı hak ettiğini unutmamalısın." Aslı, Şimşek'in sözlerini düşündü. Arkadaşlarına, ailesine, öğretmenlerine ve hatta tanımadığı insanlara karşı nasıl saygılı davranması gerektiğini anladı. Aslı, adadaki hayvanlardan doğaya saygı duymayı da öğrendi. Çiçekleri koparmamayı, ağaçlara zarar vermemeyi, hayvanları rahatsız etmemeyi öğrendi. Doğanın, tüm canlılar için önemli olduğunu ve korunması gerektiğini anladı. Aslı, Saygı Adası'nda geçirdiği her gün, saygılı davranışlar sergiledi. Hayvanlara yardım etti, onların sözlerini dinledi, onlarla oyun oynadı. Saygılı davrandıkça, adadaki hayvanlar ona daha çok sevgi gösterdi. Aslı, saygının insanları bir araya getiren ve mutlu eden bir güç olduğunu anladı. Bölüm 3: Ada Sınavı Aslı, Saygı Adası'nda haftalar geçirmişti. Artık adaya ve hayvanlara alışmıştı. Onları çok seviyor ve onlardan ayrılmak istemiyordu. Ancak bir gün, Çınar ona önemli bir şey söyledi. "Aslı," dedi Çınar, "Saygı Adası'ndan ayrılma zamanın geldi." Aslı, bu sözlere çok üzüldü. "Ama ben burada kalmak istiyorum," dedi. Çınar, "Biliyorum Aslı," dedi. "Ama burası senin gerçek evin değil. Aileni ve arkadaşlarını özlemiş olmalısın. Ayrıca, burada öğrendiklerini gerçek dünyada da uygulamalısın." Aslı, Çınar'ın haklı olduğunu biliyordu. Ama yine de adadan ayrılmak ona zor geliyordu. "Endişelenme Aslı," dedi Çınar. "Saygı Adası'ndan ayrılmadan önce, bir sınavdan geçmen gerekiyor. Bu sınavı geçersen, sana sihirli bir hediye vereceğiz." Aslı, sınavı duyduğunda heyecanlandı. "Ne sınavı?" diye sordu merakla. "Saygı Sınavı," dedi Çınar. "Bu sınavda, gerçek hayatta karşılaşabileceğin saygıyla ilgili zorluklarla karşı karşıya kalacaksın. Eğer bu zorlukları saygılı bir şekilde aşabilirsen, sınavı geçersin." Aslı, sınava hazır olduğunu söyledi. Çınar, onu ormanın ortasındaki bir açıklığa götürdü. Açıklıkta, farklı hayvanlar bekliyordu. Her hayvan, Aslı'ya farklı bir zorluk sunacaktı. İlk zorluğu, Bilge sordu. Bilge, Aslı'ya kendisine hakaret eden bir çocuğa nasıl tepki vereceğini sordu. Aslı, Bilge'nin öğrettiği gibi, kendine saygı duyarak ve sakin bir şekilde cevap verdi. İkinci zorluğu, Şimşek sordu. Şimşek, Aslı'ya fikirlerine katılmadığı bir arkadaşına nasıl davranması gerektiğini sordu. Aslı, Şimşek'in öğrettiği gibi, arkadaşının fikirlerine saygı duyarak ve onu incitmeden kendi fikrini söyledi. Diğer hayvanlar da Aslı'ya farklı zorluklar sundular. Aslı, her zorluğu Saygı Adası'nda öğrendiklerini kullanarak aştı. Sonunda, tüm hayvanlar Aslı'nın sınavı geçtiğini kabul ettiler. Çınar, Aslı'ya yaklaştı ve ona küçük bir kutu uzattı. "Aslı," dedi, "Saygı Sınavı'nı başarıyla tamamladın. Bu, senin hediyen." Aslı, kutuyu açtı. İçinde, parlak bir madalya vardı. Madalyanın üzerinde "Saygı Elçisi" yazıyordu. "Bu madalya," dedi Çınar, "saygılı bir insan olduğunu gösteriyor. Nereye gidersen git, bu madalyayı taşı ve saygıyı yaymaya devam et." Aslı, madalyayı boynuna taktı ve Çınar'a sarıldı. Saygı Adası'ndan ayrılmak üzücü olsa da, öğrendiklerini asla unutmayacaktı. Bölüm 4: Eve Dönüş Ertesi gün, Aslı ve ailesi, kurtarma ekipleri tarafından bulundu. Gemiye bindiklerinde, Aslı arkasına baktı ve Saygı Adası'na el salladı. Hayvan dostlarını ve öğrendiği değerleri asla unutmayacaktı. Eve döndüklerinde, Aslı, Saygı Adası'nda öğrendiklerini uygulamaya başladı. Ailesine, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve hatta tanımadığı insanlara karşı daha saygılı davranıyordu. Onların fikirlerine değer veriyor, onlara yardım ediyor, onları incitmekten kaçınıyordu. Aslı, doğaya karşı da daha saygılı davranıyordu. Çiçekleri koparmıyor, ağaçlara zarar vermiyor, çöplerini yere atmıyordu. Doğanın güzelliğini ve önemini koruyordu. Aslı'nın saygılı davranışları, etrafındaki insanları da etkiledi. Arkadaşları, onun gibi saygılı olmaya çalıştılar. Ailesi, onunla gurur duydu. Öğretmenleri, onu örnek gösterdi. Aslı, Saygı Elçisi madalyasını her zaman boynunda taşıdı. Bu madalya, ona saygının önemini hatırlatıyordu. Aslı, saygının dünyayı daha güzel bir yer yaptığını biliyordu. Ve o, bu güzelliği yaymak için elinden geleni yapacaktı.
Yerli Malı ve Zaman Yolculuğu Bölüm 1: Esrarengiz Sandık (1000 kelime) Defne, dördüncü sınıfa giden, tarih ve bilim meraklısı bir kız çocuğuydu. Özellikle geçmişe yolculuk yapmayı, atalarının nasıl yaşadığını görmeyi hayal ederdi. Aralık ayının ortalarında, okulda Yerli Malı Haftası kutlanıyordu. Defne, öğretmeninin yerli malı kullanmanın önemini anlattığını duymuştu ama bu konu ona biraz sıkıcı ve eski moda gelmişti. “Şimdi kim yerli malı ile uğraşır ki?” diye düşünüyordu. Bir gün, tavan arasında eski eşyaların arasında gezinirken, tozlu bir sandık buldu. Sandığın üzerinde garip semboller ve eski bir dilde yazılar vardı. Merakla sandığı açtı. İçerisinde eski bir defter, tuhaf bir alet ve üzerinde tarih yazan küçük bir kese vardı. Kesede, eski paralar ve üzerinde "Yerli Malı" yazan bir rozet vardı. Defne, heyecanla defteri açtı ve okumaya başladı. Defter, büyük büyük dedesine aitti ve içinde zaman yolculuğu ile ilgili bilgiler, çizimler ve formüller vardı! Defne, büyük büyük dedesinin zaman yolculuğu yapabildiğine inanamıyordu. Defterdeki çizimlere bakılırsa, elindeki alet de bir zaman yolculuğu cihazıydı. Acaba hala çalışıyor muydu? Tarih yazan keseyi açtı ve içindeki paraları inceledi. Hepsi Osmanlı dönemine ait paralarmış. Rozeti eline aldı, parlak ve gurur verici bir görüntüsü vardı. Defne, o anda büyük büyük dedesinin izinden gitmeye, zaman yolculuğu yaparak yerli malı haftasının geçmişte nasıl kutlandığını görmeye karar verdi. Bölüm 2: Osmanlı Döneminde Yerli Malı (1500 kelime) Defne, cihazın üzerindeki düğmelere basarak tarihi ayarladı ve kendini bir anda bambaşka bir yerde buldu. Etrafında ahşap evler, dar sokaklar ve Osmanlı kıyafetleri giymiş insanlar vardı. Bir pazaryerindeydi ve tezgahlar rengarenk kumaşlar, el yapımı takılar, bakır kaplar ve seramiklerle doluydu. İnsanlar, birbirleriyle selamlaşıyor, alışveriş yapıyor ve gülümsüyorlardı. Defne, hayranlıkla etrafı inceliyordu. Bir tezgahın önünde duran yaşlı bir adam, Defne'nin meraklı bakışlarını fark etti. "Hoş geldin kızım," dedi gülümseyerek. "Ne arıyorsun?" Defne, biraz çekinerek, "Ben... ben gelecekten geldim," dedi. "Yerli Malı Haftası'nı araştırıyorum." Yaşlı adam şaşırdı ama gülümsemesi yüzünden eksik olmadı. "Öyle mi?" dedi. "O halde doğru yerdesin. Burada her şey yerli malı. Kendi ürettiğimiz, kendi emeğimizle yaptığımız ürünler." Defne, tezgahlardaki ürünlere daha dikkatli baktı. El dokuması halılar, işlemeli yazmalar, ahşap oymalar... Her şey özenle ve sevgiyle yapılmış gibiydi. "Peki," diye sordu Defne, "Yerli Malı Haftası'nı nasıl kutluyorsunuz?" Yaşlı adam, "Haftanın belirli günlerinde, yerli üreticiler ürünlerini sergilerler," diye açıkladı. "İnsanlar da yerli malı kullanmanın önemini hatırlar, yerli ürünleri tercih ederler. Böylece hem kendi esnafımızı destekleriz hem de paramız ülkemizde kalır." Defne, yaşlı adamın anlattıklarını dikkatle dinledi. O zamanlar yerli malı kullanmanın, vatanseverlik ve dayanışma ile yakından ilişkili olduğunu anladı. Pazaryerinde dolaşırken, Defne, bir grup çocuğun oyun oynadığını gördü. Çocuklar, tahtadan yapılmış topaçlar çeviriyor, bez bebeklerle oynuyor, kendi yaptıkları uçurtmaları uçuruyorlardı. Defne, onlara katıldı ve oyunlarına ortak oldu. Çocuklar, Defne'ye kendi yaptıkları oyuncakları ve oyunları anlattılar. Defne, onların yaratıcılığına ve becerikliliğine hayran kaldı. Akşam olduğunda, Defne, misafirperver bir ailenin evinde konuk edildi. Aile, ona yöresel yemekler ikram etti. Yemekler, Defne'nin daha önce hiç tatmadığı kadar lezzetliydi. Aile, ona kendi ürettikleri sebzeleri, meyveleri ve tahılları anlattı. Defne, o gece, yerli malı kullanmanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda sağlıklı ve doğal bir yaşam tarzı olduğunu da anladı. Bölüm 3: Cumhuriyet Döneminde Yerli Malı (1500 kelime) Defne, zaman yolculuğu cihazını kullanarak bu sefer Cumhuriyet dönemine gitti. Kendini modern bir şehirde buldu. Sokaklarda arabalar, binalar ve şık giyimli insanlar vardı. Bir okulun bahçesinde, Yerli Malı Haftası kutlaması vardı. Öğrenciler, ellerinde Türk bayrakları ile şarkılar söylüyor, şiirler okuyor ve oyunlar oynuyorlardı. Defne, onlara katıldı ve coşkuyla kutlamaya eşlik etti. Bir öğretmen, Defne'ye yaklaştı ve "Hoş geldin," dedi. "Sen de mi Yerli Malı Haftası'nı kutlamaya geldin?" Defne, "Evet," dedi. "Hem de çok uzaklardan." Öğretmen gülümsedi. "O halde," dedi, "gel seninle sergimizi gezelim." Defne, öğretmenle birlikte sınıfları gezdi. Sınıflarda, öğrencilerin yaptığı yerli malı ürünleri sergileniyordu. Resimler, el işleri, maketler, deneyler... Defne, çocukların yaratıcılığına ve yeteneklerine hayran kaldı. Bir sınıfta, öğrenciler yerli malı ile ilgili bir oyun oynuyorlardı. Oyunda, öğrenciler, yerli malı ürünleri tanımaya ve özelliklerini anlatmaya çalışıyorlardı. Defne de oyuna katıldı ve bildiklerini paylaştı. Başka bir sınıfta, öğrenciler yerli malı ile ilgili şarkılar söylüyorlardı. Defne, şarkıların sözlerine dikkatle kulak verdi. Şarkılarda, yerli malı kullanmanın önemi, ülkemizin kalkınması ve bağımsızlığı vurgulanıyordu. Defne, Cumhuriyet döneminde yerli malı haftasının, milli birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirmek, ülke ekonomisine destek olmak ve yerli üretimi teşvik etmek amacıyla kutlandığını anladı. Okuldan ayrılırken, Defne, bir grup öğrencinin sokakta yürüyüş yaptığını gördü. Öğrenciler, ellerinde "Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı" yazılı pankartlar taşıyorlardı. Defne, onlara katıldı ve sloganlar atarak yürüdü. O gün, Defne, yerli malı haftasının sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir bilinçlendirme ve eğitim faaliyeti olduğunu anladı. Bölüm 4: Günümüzde Yerli Malı ve Defne'nin Kararı (1000 kelime) Defne, zaman yolculuğu cihazını kullanarak kendi zamanına geri döndü. Artık yerli malı haftasına bakış açısı tamamen değişmişti. Geçmişte yaptığı yolculuklar, ona yerli malı kullanmanın önemini, tarihsel ve kültürel boyutunu derinlemesine anlama fırsatı vermişti. Okuldaki Yerli Malı Haftası etkinliklerine katılırken, artık daha bilinçli ve ilgiliydi. Öğretmeninin anlattıklarını can kulağıyla dinliyor, arkadaşlarıyla yerli malı hakkında sohbet ediyor, kendi yaptığı yerli malı ürünleri gururla sergiliyordu. Defne, sadece okulda değil, günlük hayatında da yerli malı kullanmaya özen göstermeye başladı. Alışveriş yaparken yerli üretim ürünleri tercih ediyor, ailesine ve arkadaşlarına da yerli malı kullanmanın önemini anlatıyordu. Artık Defne, yerli malı haftasının sadece bir hafta değil, her zaman hatırlanması ve uygulanması gereken bir ilke olduğunu biliyordu. Yerli malı kullanmanın, ülkesine, milletine ve kendisine yaptığı bir yatırım olduğunu anlamıştı. Defne, zaman yolculuğu macerasını ve öğrendiklerini bir deftere yazdı. Bu defteri, ileride kendi çocuklarına ve torunlarına bırakmayı düşündü. Çünkü biliyordu ki, yerli malı bilinci, nesilden nesile aktarılması gereken önemli bir mirasti.
110.31.b.17.C
Topic: Reading/Vocabulary Development
STAAR English II High School 2014 - Past Paper
110.31.b.1.B